Circe Efsanesi Gibi Olacak Ece; Yarınsız…

Circe efsanesi gibi, yarınsız, geçmişten kopuk, sadece şimdinin olduğu bir efsane olacak her şey. Efsane tadında bile olmayacak, evrende bir frekans boşluğu olarak isimlendirilecek sadece. Ne sen göreceksin ne de ben. Üstelik geçmişi hatırlayanın kafasına bir de sopa vuracaklar, şart olan unutmak olacak tüm geçmişi…

İlk öğrendiklerinde çok kızacaklar neden bizi kandırdınız diye. Yıllarca neden oyaladınız, neden bağladınız bizi diye çok kızacaklar. Kim bilir delirecek her biri, hiçbir parmak delirenleri işaret etmeyecek ama. Hiçbir şeyi kırıp dökmeyecekler, sadece üstüne basıp geçmişten koptukları gibi, gelecekten bağımsızlaşacaklar. Continue reading

Kavuniçi Renk Olmalı…

Ateşten bir çemberin etrafında dönmemeliyiz
İkimizden bir masal birikmeli gökyüzünde
İlk öpüştüğümüz günden
Son seviştiğimiz geceden sıcak olmalı her şey

Bütün notalar ikimize
Dur durak bilmeden çalmalı
Ve biz ara vermeden
Çan kulesinden
Zangocun gölgesini ezerek
Rahibeleri susturarak dinlemeliyiz

Tamamını okumak için;

http://yukseltaylan.wordpress.com/siir/kavunici-renk-olmali%E2%80%A6/

Yorumlar kapalı Yazı kategorisi: şiir

9 Dolarlık Hamburger, Çukulata Kızlar ve Sivil Tekel İşçileri

Kar yağıyor, ne güzel. Sıcak ve biçimsiz hayatın köşe taşı bunu izlemek. Adetsiz ve sancısız ama askerlikli. (Ayda üç dört gün değil, ömürde 15 ay. Bana 6 ay, torpilsiz ama, eğitim farkı! Kahrolsun eşitlik! Yaşasın rekabet, onlarda okusaydı, bana ne, bana ne.)

Geçen hafta pazar sabahı dinlenme tesisinde bağırıyordu maden işçileri; bekle bizi geliyoruz tekel işçisi, demokrasi bekçisi maden işçisi diye. O vakit kar-yağmur birlikte yağıyordu ve soğuktu yeni dünya düzeninin iklimi. Sabah saat beşti ve Ankara yokuşun ardındaydı. Seyrederken aklıma geldi.

Maden işçisi büyük bir enerjiyi, gücü, dayanışmayı, Ankara’ya taşımanın heyecanını yaşıyordu ve yatıp kalkıp demokrasi diyenlere, demokrasiyi liberalizm-oylama zannedenlere, üç fabrika satalım iki demokrasi alalım diye ticaret yapanlara gönderiyordu nefesini. Sabahın beşinde, insanlığı uyandırarak. Continue reading

Yanlış Kovana Giren Çomak

Aslında bu başlığı atmak için günlerdir bekliyorum. Zira TEKEL işçilerinin direnişi tam olarak rayına oturmamışken Erdoğan’ın her konuda ki “kovanlarına çomak soktuk o yüzden vızıldıyorlar” sözüne gönderme yapmak akıllıca olmayabilirdi. Ama bugün için artık çomağın yanlış kovana girdiğini söyleyebiliriz.

Çünkü bu sefer vızıldayanlar daha kalabalık ve ergenekoncu ya da hortumcu değil bildiğimiz TEKEL işçisi.

Bu hafta sonu yapılacak eylemlere Valiliğin herhangi bir müdahalede bulunmayacağı gibi etrafta bayram çocukları gibi şen şakrak, neşeli görevlilerin olacağını bile düşünebiliriz. Tabi bunu göreceğiz. Benim tahminim böyle, çünkü kapitalizm bu aşamada riske girmez, buna eminim. Girerse de sınıf bunu bir şekilde lehine çevirecektir.

Daha önceki çomaklarını allem edip bir şekilde vızıldayanların suçlu olduğu görüntüsüyle atlatan Erdoğan ve ailesi şimdi çomağı en az hasarla geri çıkarmanın hesaplarını yapıyor olmalı. Continue reading

İşçi Gol Yiyor Çünkü Ofsayt Yok

Genellikle liberallerin ya da kapitalistlerin tartışılan konulara çözüm önerileri hep komiğime gitmiştir. Kusura bakmayın o yüzden sürekli saçmalıyorum.

Geçtiğimiz 30 yılı onlardan devlet küçülmeli, devlet fabrika işletmez, devlet ekonomiye karışırsa ekonomi bozulur nakaratını dinleyerek geçirdik.

Gelecek 30 yılı da devlet eğitim vermez, devletin işi hastane çalıştırmak mı, çevreyi devlet korur yangınları da söndürürse ortaya çıkan maliyet halkın ekonomisini bozar masalını dinleyerek geçireceğiz. Çünkü devlet fabrika işletmiyor ama ekonomi hala bozuk.

Bunlar Ali Taran’ın son filminin konusunu okuyunca aklıma geldi. Devrimcilerin haberi olmamıştır filmden diye kısaca ben tekrar edeceğim; adamın biri, ki bu adam tahmin ettiğiniz üzere Türk, UEFA’ya gidiyor, diyor ki; ofsaytı kaldırın, futbol daha eğlenceli hale gelsin. Continue reading