Yazan: yüksel taylan Aralık 1, 2009
Meslek lisesine ilk başladığım tarih 93-94 yılıydı, sınavla kazanmıştım ve elektrik okuyacaktım. İsmi Atatürk lisesiydi, bütün okullar gibi.
O tarihlerde eğitime bilmem kaçıncı darbeyi vurmuşlardı, kredili sistemle. Zaten o sistem olmasaydı hep söylerim, kesinlikle mezun olamazdım. Kredinin tanesinin o zamanki fiyatı 150 000 TL’ydi. Yanılmıyorsam 4 milyon 650 bin Eski Türk Lirasına MEB beni mezun etmişti.
Tabi o zamanlarda meslek liseleri işadamlarının meselesi değil, memleketin gerçekten meselesiydi. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: günlük, serbest | » yorum bırak;
Yazan: yüksel taylan Kasım 26, 2009
Kayıp
Soğuk bugün hava
Cebimde yine senin anıların
Demirler atmaya çalışıyorum bilinmedik köprülere
tamamını okumak için; Kayıp
Yazı kategorisi: şiir | Yorumlar Kapalı
Yazan: yüksel taylan Kasım 24, 2009
Panait Istrati’nin Akdeniz isimli kitabındaki Adrien Abdulhamit’in Türkiye’sinden çevresindeki hiç kimse Hamlet’in yazarının ismini hatırlamadığı için ayrılır. Tabelacıdır oysa, iyi para kazanmaktadır ve ilk defa dişe dokunur, normalleşmiş bir hayata sahiptir. Bir akşam barda Hamlet’in yazarının ismini hatırlamaz ve etrafındakilere sorar, o zaman fark eder ki değil yazarı, kimse Hamlet’i bile bilmiyor.
Bir nevi Fazıl Say kompleksi, Fazıl Say’da artık gericiler iktidar oldu çekilmez bu ülke ayrılacağım ben dedi ya, Adrien düşünmez bile çeker gider Abdulhamit’in Türkiye’sinden…
Albulhamit’in Türkiye’si dediği yer Lübnan, öykü Şam’da yaşanır. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: günlük, politika, savaş karşıtı | » yorum bırak;
Yazan: yüksel taylan Kasım 21, 2009
Neden senin bacak aranı kutsayacağım ki, kendiminki dururken?
Kendi çükünü kendin emersin o zaman, o yüzden benimkini kutsayacaksın.
Güldü adam bu sözlere, o sırada çalan kapıya yöneldi, kapıyı açtı, kapıyı açarken bir yandan anlatmaya devam ediyordu.
Bukowski’nin kendi çükünü emmek gibi bir çabası vardı, en nefret ettiği şeyde sadece iki santim mesafe ile emmeyi başaramaması. Benim öyle bir çabam olmadı ama Bukowski’nin çükü için savaşmak zorunda kalmadığını bilebiliyorum. Savaşamadan öldü çünkü.
Tamamı İçin; Çük Kavgası
Yazı kategorisi: öykü | Yorumlar Kapalı
Yazan: yüksel taylan Kasım 18, 2009
Leonid Lenç’in bir öykü kitabı var, Bugün Git Yarın Gel isminde. İsminden de anlaşılacağı gibi Sovyet Enternasyonalinin bürokrasisi üzerine eleştiri öyküleri. Aynı bürokrasi üzerine mizah Türkiye’de Aziz Nesin tarafından yapıldı. Yalnız iki farkla, Sovyetler Lenç’i kutsamıştır, Türkiye ise Aziz Nesin’den kurtulmanın yollarını aramıştır. Lenç’in ülkesinde kolektivizm vardır, Nesin’in ülkesinde ise statüko.
İkisi de güldürünün soytarılıktan çıkarılıp halka doğru genişlemesinde ve kimlik kazanmasında öncü isimlerdir.
Güldürü eleştirisi ise iki noktada önemlidir, birincisi olumsuz yanları gösterip düzeltilmesini temenni edersiniz, olumlu yanları ise takdir edersiniz. İkisinin de güldürü üzerinde bu etkileri vardır, Nesin’in Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamazının bir sahnesinde terhis edilemeyen Yaşar üzerine bir komutan telefonda şöyle der; olur mu öyle şey, verin eline çocuğun bir kağıt gitsin evine. Yazının devamını oku »
Yazı kategorisi: günlük, politika, serbest | » yorum bırak;